30 Temmuz 2015 Perşembe

İlk Türk Foto Muhabiri ve İlk Türk Fotoğrafhanesi

Ferit İbrahim Özgürar

İlk Türk foto muhabiri Ferit İbrahim Bey, asker kökenli tarihî bir ailenin soyundan geliyor. Babası Ayaşlı Miralay (Albay) İbrahim Bey’dir. Bu İbrahim Bey, Arnavutluktaki “Bar” kalesinin fâtihi ve kumandanı olarak askerlik tarihimizde yer almış bir gâzi.

Ferit İbrahim’in annesi Asiye Hanım, İstanbul’un tanınmış bir ailesine mensup. Ferit İbrahim, 1882 yılında Üsküdar’da doğdu. Babası İbrahim Bey'in Şam askerî ve mülkî kaymakamı iken erken ölümü üzerine küçük yaşta yetim kaldı.

Üsküdar idadisini bitirdikten sonra bir müddet Mülkiye’ye devam etti. Sonra hukuk eğitimi gördü. Hatta hukuktan doktora tezi hazırladı.

Ferit İbrahim’in ilk resmî görevi Şuraı Devlet (Danıştay) âzâ mülazimliğidir (üye yardımcılığıdır). Ne var ki fırçaya olan tutkusu, fotoğrafa olan sevgisi, musikiye olan aşkı onu devlet kapısından kopardı. Gönlünde taht kuran güzel sanatların çekiciliği, çocuk yaşta annesinin armağanı ile hayatının yönünü değiştirdi.

Fotoğrafçılığa İlk Adım

Ferit İbrahim'in fotoğraf sanatına yönelişine annesi Asiye Hanım etken oldu. Babasız olarak onu büyüten bu aydın kadın, oğlunun okuldaki başarısını satın aldığı bir fotoğraf makinesi ile ödüllendirdi. Ferit İbrahim bu aletle 16 yaşında iken, 1898 yılında, düşlediği bir ortama karıştı.

Ferit İbrahim Bey, fotoğrafçılığa 1898'de başladı.
(Ferit İbrahim Bey’in objektifle kucaklaşması, 1898 yılında başladı. İstibdat, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerini kapsayan fotoğrafçılığı, 55 yıl sürdü.)

Bu sihirli mesleğin modern akışını yakından izlemek, bilgilerini güçlendirmek amacı ile yabancı ülkelerden dergiler ve kitaplar getirtti. Fotoğrafçılıkta çağa ayak uydurmaya çalıştı. Batı anlamında fotoğraflar çekti. Çektiği fotoğraflar Meşrutiyet döneminin ünlü kültür dergilerinde Şehbal, Resimli Kitap, Yeni Gazete'de yayınlandı. Hatta bazı fotoğrafları Avrupa dergilerinde yer aldı. Bu açıdan ülkemizde ilk Türk foto muhabiri olarak tanındı.

Meşrutiyet yıllarının ilk Türk fotoğrafçısı, sinema operatörü ve foto muhabirliği ile siyaset ve kültür çevrelerinde ün yapan Ferit İbrahim, önemli bir boşluğu doldurmak ve yanlış bir inanışı kökünden kazımak için bir Türk olarak mesleğini atölye açmak suretiyle sürdürmek istedi. Bu amaçla evindeki atölyesini şehrin göbeğindeki bir semte taşıyıp herkese açık bir fotoğrafhane kurdu.

Ferit İbrahim Bey'in yetiştirdiği fotoğrafçılar
(Ferit İbrahim Bey’in yetiştirdiği, Meşrutiyet döneminin fotoğrafçıları, kullandıkları makineleriyle. Ortada x işaretli, gür bıyıklı zat, Ferit İbrahim Bey.)

Trablusgarp ve Balkan savaşları sona ererken Ferit İbrahim Bey, Sirkeci’de Büyük Postane karşısında ilk fotoğrafhanesini açtı. Yalnız Ferit İbrahim'den evvel Cağaloğlu yokuşunda 59 Numarada Bahattin Rahmizadenin fotoğrafhanesi mevcuttu. Onun atölyesinde çalışanların çoğu azınlıklardan oluşuyordu. Ama bu fotoğrafhane, İstanbul semtinin -Girit’in Kandiye şehrinden gelen- bir Türk ailesinin kuruluşu idi.

Ferit İbrahim Bey'den sonradır ki, İstanbul semtinde birer ikişer Türk fotoğrafhaneleri açıldı. Bunların en fazla tanınanı 1. Dünya Savaşı'nın son yıllarında “Ahmet Necati Fotoğrafhanesi” idi.

Ferit İbrahim Bey yukarıda sözünü ettiğimiz, Büyük Postane karşısındaki fotoğrafhanesini -Galiçya Savaşı'na katılmak üzere ve orada ordu fotoğrafçılığı yapmak için bulunduğu dönemde- kapattı. 1919 senesinde tüm fotoğrafhanelerin gayrimüslimlerin elinde bulunduğunu Beyoğlu’na nakletti. Aslında Ferit İbrahim, Beyoğlu'nda ilk Türk fotoğrafhanesini açmakla kendisine iyi bir isim yapmış oldu. Beyoğlu'ndaki ilk fotoğrafhanesi, bugünkü “Olgunlaşma’’nın bulunduğu bina idi. Sonradan atölyesini, caddenin karşı tarafındaki Lâle sinemasının üstüne nakletti.

Bu arada Ferit İbrahim Bey, Beyoğlu’ndaki atölyesini -bir müddet için- kapalı tuttu çünkü 1925 yılında Ankara’ya çağrılmış ve Çankaya’nın fotoğrafçısı olmuştur.

Ankara’da geçirdiği bir yılı aşan hizmeti sonunda tekrar Beyoğlu'na döndü ve fotoğrafhanesini yönetmeye başladı.

Lale sineması sitesinde yıllarca sürdürdüğü fotoğrafçılığını, yaşlılığının verdiği yorgunlukla Kadıköy semtinde sürdürdü. Ferit İbrahim, Kadıköy’deki atölyesini sürdürdüğü sırada vefat etti. Yarım asırlık arşivi, özellikle Atatürk’ün yanında bulunduğu günlerde ürettiği yüzlerce negatif ve tarihî camlar, büyük bir öksüzlük içerisinde geçmişle ilişkilerini kestiler.

4. ve son eşi Rum asıllı Fifi bunları tasfiye ederek Türkiye'den ayrıldı ve Yunanistan’a gitti.

Ferit İbrahim Bey'in Kurduğu Fotoğraf Kulübü

Ferit İbrahim Bey, toplumcu bir adamdır. Fotoğrafçılığın Türkiye'de gelişmesini sağlamak için bazı arkadaşları ile ve 1908 Meşrutiyetinin ülkeye getirdiği taptaze bir hava içinde bir dernek kurulmasına ön ayak oldu.

Şark gazetesinin 4 Eylül 1908 tarihli sayısında yayınlanan bir davetle 9 Eylül 1908 günü Sirkeci'deki istasyon birahanesinde bir toplantı yapıldı. Türkiye’de ilk defa bir fotoğraf kulübü kuruldu.

Bu kulüp, Osmanlı ülkesinde kurulan ikinci fotoğrafçılar derneğidir. Bunun ilki, 1895 yılında Selanik’te fotoğrafçılık ve ressamlığın ülkede gelişmesini sağlamak amacı ile kurulan ilk dernektir.

Ferit İbrahim'in Ressamlığı

Fotoğrafçılıkla, ressamlık geçmişte âdeta akraba sayılırdı. Fotoğrafçılıkla uğraşanlardan bazıları resim de yaparlardı. Ferit İbrahim’in bu türden kişiler arasında,belirli bir yeri, başarılı bir fırçası vardı.

Ferit İbrahim, ünlü ressam Hoca Ali Rıza Bey'den resim dersi almış, yağlıboya ve suluboya tablolar yapmıştır. Ne yazık ki, bunlar muhafaza edilememiş ve bugün izleri tamamen yitirilmiştir.

Ferit İbrahim'in Müzisyenliği

Ferit İbrahim’in musiki ile güçlü bir dostluğu vardı. 1908-1910 yıllarında nağmelerle canlı günler yaşayan Üsküdar'da Zöhre-i Musiki Cemiyeti'ni o kurmuştur. Ayrıca Kadıköy’de açılan Şark Musiki Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almıştır.

Ferit İbrahim'in Sinema Operatörlüğü

Ferit İbrahim, sinema operatörlüğüne mütareke yıllarında başladı. Cumhuriyet'in ilanı ile bu mesleği de fotoğrafçılığına ek bir meslek haline getirdi. Atatürk’ün ilk yurt gezilerinde bazı filmler gerçekleştirdi.

(Fotoğrafçılık tarihimizden ilginç bir anı: Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ilk foto muhabirleri Dumlupınar’da İnönü zaferinin yıl dönümünde, İstanbul'dan özel bir vagonla tören yerine Ferit İbrahim’in başkanlığında giden fotoğrafçılar. Sağdan itibaren; Ferit İbrahim, Namık (Görgüç), Ethem Hamdi, Cezmi ve en soldaki Cezmi’nin amcası. İkisinin ortasındaki görevli istasyon şefi.
NOT: Cezmi ile amcası, fotoğrafçılıktan film operatörü oldular. “İpek film” ve “Kemal film” şirketlerinin operatörleriydiler. Cezmi’nin amcası, yaşça kendisinden küçüktü.)

Ferit İbrahim'in Savaş Fotoğrafçılığı

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başlayınca Türkiye, zorunlu olarak Almanya’nın yanında yer almıştı. Bu büyük savaş ülkemizin çevresini sarmıştı. Bu yıllarda Ferit İbrahim, Sirkeci’deki fotoğrafhanesini bırakarak Galiçya cephesine gitti. Ordunun fotoğrafçılığını üstlendi. Ne yazık ki, elimizde, Ferit İbrahim'in o yıllardaki objektifinin ürünleri bulunmuyor.

Ferit İbrahim Çankaya'da 

Atatürk'ün Selanik’ten ve Harbiye’den yakın arkadaşı olan Cemil Bey (Uybadın), Cumhuriyet’in ilk yıllarında Parlamento'ya girdi, içişleri Bakanlığı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliği gibi önemli hizmetlerde bulunmuş ve Atatürk ile daima beraber olmuştur.

Bu Cemil Bey'in güzel sanatlara, resme, hata ve fotoğrafa karşı büyük tutkusu vardı. Hele onun fotoğrafçılığı, normal bir hobinin çok ilerisinde çekici bir aşka dayanıyordu. Doğanın, hayvanların, çocukların fotoğraflarını çeker, kendi evinde yaptırdığı karanlık odada banyolarını ve baskılarını yapardı.

Cemil Uybadın, ünlü fotoğrafçımız fotoğrafçımız Ferit İbrahim Bey ile çağdaştılar. Fotoğraf, resim ve musiki konularında da kalpleri beraber atardı.

Cemil Bey, İçişleri Bakanlığı sırasında sinema dokümantasyonu yaptırmak amacı ile Fransa’dan Ankara’ya bir uzman bile getirtmişti. Öte yandan Çankaya için bir uzman fotoğrafçıya ihtiyaç bulunduğunu savunuyordu. Bu görüşle Atatürk'e, Meşrutiyet ilanından önce bu mesleğe başlamış bulunan Ferit İbrahim Bey’i önerdi. İşte Ferit İbrahim, bu amaçla Ankara’ya davet edildi. Çankaya, Ferit İbrahim gibi deneyimli bir Türk Fotoğrafçısına kavuşuyordu.

Ferit İbrahim, bir yıldan fazla Çankaya'nın fotoğrafçısı oldu. Objektifi ile Atatürk’ün seyahatlerine katıldı ve onun muhtelif pozlarını tesbit etti. Hatta Atatürk, Çankaya’da Ferit İbrahim’in çektiği, kendi fotoğraflarından yedisini takdir cümleleri ile Ferit İbrahim için imzaladı.

Ferit İbrahim Bey, Çankaya'dan ayrılıp Beyoğlu’nda ikinci kere açtığı fotoğrafhanesinin duvarlarını Atatürk’ün imzalı fotoğraflarıyla süsledi.

Baba Mesleğini Sürdüren Oğlu Naim Gören

Naim Gören
(Ferit İbrahim ilk eşinden doğan Naim ile Müzehher'in arasında mutlu bir hatırayı canlandırıyor. Yıl: 1926)

Naim Gören (1904-1977) Ferit İbrahim Bey’in ilk çocuğudur. Ferit İbrahim, Ankara'daki çalışmaları sırasında oğlu Naim’i yanına getirtti. Naim Bey, Ulus semtindeki ünlü Kapriç lokantasının sırasında fotoğraf malzemeleri satan ve amatör fotoğrafçıların filmlerini banyo eden ve baskılarını yapan bir mağaza açtı. Kendisini çok sevdirdi. Yakışıklılığı kadar kibarlığı ve sosyete özelliği ile Naim Gören, kısa zamanda bütün Ankaralıların yakından tanıdığı, sevdiği bir fotoğrafçı oldu. Fotoğrafı kadar doğayı da seven Naim Bey Küçükesat semtinde bahçe içerisinde bir ev yaptı. Burada, doğa ile kucak kucağa, yaşamını sürdürdü.

O yıllarda Küçükesat, bağlar ve bahçeler içerisinde, seyrek evlerden oluşan tenha bir yerdi. Naim Bey’in evi, Belediye otobüslerinin her gün iki veya üç defa uğradığı bu semtin son durağındaydı. Onun için Ankara Belediyesi, bu ünlü fotoğrafçının adını Naim Bey durağı olarak bu istasyona verdi. Naim Gören, hayatının son yıllarında Ankara'daki işini İstanbul’a nakletmişti. Burada 17 Ağustos 1977 günü öldü. Zincirlikuyu mezarlığına gömüldü.

Naim Bey, baba mesleğini -aynı zamanda gazeteci olarak- tıpkı babası gibi 53 yıl sürdürdü.

Ferit İbrahim'in Soyadı

Ferit İbrahim Bey, soyadı kanunu üzerine, alacağı adın fotoğrafçılığı ile ilişkili olmasını arzuladı. Oğlu fotoğrafçı Naim Bey ile aynı espride bir soyadı seçmede birleşemediler. Ama her ikisinin aldıkları soyadlarında, mesleklerinin -az da olsa- esintileri bulunuyor.

Baba Ferit İbrahim Bey “Özgürar”ı, Oğul Naim Bey “Gören”i kendileri için soyadı olarak seçtiler.

Ferit İbrahim Bey'in 4 Evliliği

Ferit İbrahim, 4 kez evlendi. İlk eşi Naciye Hanım, Askerî Tıbbiye hocalarından Binbaşı Doktor Münir Bey’in kızı idi. Naciye Hanım’dan, fotoğraf sanatçımız Naim Gören ile kızı Müzehher Adoran doğdular.

Ferit İbrahim Bey'in 2. eşi Rabia Hanım'dan çocuğu olmadı. 3. eşinden Semha Özden doğdu. Onda da baba mesleğinin bir esintisi olarak fotoğraf tutkusu vardı.

(Ferit İbrahim Bey’in 2. kızı Semha Hanım, babasının objektifi karşısında)

Ferit İbrahim Bey’in, çocuklarından, torunları da oldu. Bunlardan, Naim Bey’in tek çocuğu olan Yıldız Kanada'ya yerleşmiş bulunuyor.

Ferit İbrahim Bey’in 4. eşi Fifi adında bir Rum kızıdır. Fifi, Ferit İbrahim’in atölyesinde sekreterlik ve banyo üzerinde yardımcılık yapıyordu. Aralarında büyük yaş farkı bulunmasına rağmen evlendiler. Ferit İbrahim Bey’in Fifi'den çocuğu olmadı.

Ferit İbrahim Bey, 1953 yılının Ocak ayında vefat etti. Karacaahmet mezarlığına gömüldü. Son eşi Fifi, onun kıymetli arşivini elden çıkartarak Yunanistan’a gitti ve oraya yerleşti.

Bu suretle, Meşrutiyet döneminin ilk Türk foto muhabirinin ve Beyoğlu’nda açılan ilk Türk fotoğrafhanesinin değerli arşivi darmadağın oldu.

Sedat Simavi'nin Ferit İbrahim Bey karikatürü
(Ferit İbrahim Bey’in Sedat Simavi tarafından 1914 yılında çizilen bir karikatürü. Bu karikatür 15 Mayıs 1914 (1330) tarihli İdman mecmuasının 31- 32 birleşik sayılı nüshasında yayımlanmıştır.)


Kaynak: İlk Türk Fotoğrafhanesi ve Ferit İbrahim - Taha TOROS

Related Posts with Thumbnails Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...