28 Ağustos 2015 Cuma

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Kalan Miras


  • 1. Dünya Savaşı'nın başında 1.710.000 kilometrekare yüzölçümündeki toprağa sahip olan Osmanlı, savaş sonunda topraklarının 1 milyon metrekaresine yakın bölümünü kaybetmiştir.
  • 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Osmanlı'nın elinde kalan Anadolu, Doğu Trakya ve Kuzey Irak; İngiltere, Fransa, İtalya, Ermenistan ve Yunanistan tarafından işgal edilmiştir. Anadolu'da işgal edilmeyen yerlerin çoğunda ise ayrılıkçı Rumlar ve Ermeniler ayaklanmıştır.
  • 1. Dünya Savaşı'nda 2.850.000 kişiyi silah altına toplayan 58 tümenlik Osmanlı ordusunun savaş sırasında 700.000 kişiden fazla bir bölümü kaybedilmiş, geri kalanı Mondros Ateşkes Antlaşması ile dağıtılmış, sonunda 3-4 tümen donatılabilecek silah ile 30-35 bin savaşçıdan oluşan bir ordu kalıntısı kalmıştır.
  • 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması'ndan sonra en önemli iş kolu olan dokumacılık hızla gerilemiştir. Öyle ki, Osmanlı'daki ipek ve  pamuk hammaddeleri önce Avrupa'ya çok ucuza ihraç edilmeye sonra da ihraç değerinin 10-15 katı fiyata  iplik ve dokuma ürünü olarak Avrupa'dan ithal edilmeye başlanmıştır. 1913'te Osmanlı'daki pamuklu dokumanın 1272 tonu yerli fabrika ürünü, 14.753 tonu el tezgahları ürünü, 48.303 tonu ise ithal malıdır.
  • Bütün önemli sanayi kolları yabancıların elindedir. 1913 istatistiklerine göre yabancı sermayenin yurt içi dağılımı şöyledir: madencilik 123 milyon kuruş, elektrik-havagazı-su 343 milyon kuruş, tütün vb. tekeller 309 milyon kuruş, imalat sanayi 265 milyon kuruş, toplamda 1.040.000 kuruş.
  • 1914 istatistiklerine göre Osmanlı'daki toplam yabancı yatırım miktarı, 5.711.000.000 kuruştur. Bu yatırımlardan elde edilen 228 milyon kuruşun neredeyse tamamı, yurt dışına aktarılmıştır. Yapılacak basit bir hesapla 1914'te Osmanlı 'dan dış ülkelere aktarılan para 3 milyar 112 milyon altın Osmanlı Lirasıdır. Aynı dönemde Osmanlı'nın gelirleri ile dışarıya akan para birbirine eşittir.
  • Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kalan sadece 4 önemli fabrika vardır: Hereke İpek Dokuma, Feshane Yün İplik, Bakırköy Bez ve Beykoz Deri fabrikaları. Osmanlı'da ağır sanayi kurulamadığından İmalat-ı Harbiye dışında savaş araç ve gereçleri üreten ikinci bir büyük fabrika daha yoktur.             
  • 1915 istatistiklerine göre Osmanlı'da 10'dan fazla işçi çalıştıran 282 iş yeri vardır ve bunların 165-170 kadarı İstanbul çevresinde, 60 kadarı İzmir'de, geri kalanı Bursa, Manisa, İzmit ve Adana'dadır. Bu nedenle Kurtuluş Savaşı'na katkıları söz konusu değildir. Bu 282 sanayi kuruluşundan %85'i yabancıların, %15'i Türklerin elindedir. Sanayi kuruluşlarının %27'sini oluşturan dokuma sanayisinde yaklaşık olarak 80 kurum vardır. Bu kurumlarda yün dokumacılığında 30, pamuk dokumacılığında 70 olmak üzere toplam 100 iğ vardır. Aynı tarihlerde İngiltere'de 55 milyon, Amerika'da 30 milyon, Almanya'da 14 milyon, Fransa'da 11 milyon ve Belçika'da 2 milyon iğ vardır. Bu rakamlar, bir tarım ülkesi olan Türkiye'nin, Osmanlı'nın son dönemlerinde pamuk tarımında ve dokumacılıkta ne kadar geri olduğunu çok açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ayrıca 1915'te bu kuruluşlardan 182'si işler durumdadır. Kurtuluş Savaşı sırasında 1921'de Anadolu'da yapılan sanayi sayımı sırasında bütün esnaf dükkanları da dahil 33.085 kuruluşta 76.216 işçi sayılmıştır. Her bir işletmeye 2-3 işçi düşmektedir. Bu arada, 1915'te 165-170 arasında işyeri olan İstanbul'da aynı dönemde 359 genelev vardır!  
  • Osmanlı, neredeyse bütün sanayi ürünlerini dışarıdan satın almıştır. Şeker, un ve hatta kiremit bile ithal edilmiştir.
  • 1923'te Türkiye'de yerli fabrika üretiminin yurt içi tüketimi karşılama oranı pamuklu kumaşlarda %10, yünlü kumaşlarda %40, ipekli kumaşlarda %5, sabunda %20, buğday ununda %60 idi. Porselen, cam, şeker, çatal-bıçak vb. gibi temel tüketim mallarının tümü ithalatla karşılanmıştır. 1923'te Türkiye'nin dış ticaret rakamları, 50 milyon lira ihracat, 120 milyon lira ithalat şeklindedir. İhracat oranı %32 iken ithalat oranı % 68'dir. 
  • Karayolu yok denecek kadar azdır. Osmanlı'da Misak-ı Milli sınırları içinde kalan karayolu 9711 kilometredir. Bunun 3477 kilometresi sürekli bakım isteyen ve 3026 kilometresi yeniden yapılması gereken  niteliktedir. 1920'lerin başında iyi-kötü kullanılabilir karayolu ancak 4100 kilometre kadardır.
  • 1919 Türkiye'sinde 1000'e yakın otomobil vardır ve bunların 800 tanesi İstanbul'dadır. İzmir hariç tüm Anadolu'da sadece 100 civarında otomobil vardır.
  • Denizyolları yabancıların kontrolündedir. 1919'da Osmanlı'nın elinde  3000 tondan fazla sadece 6 gemi vardır. Ayrıca takalar ve motorlar mevcuttur. Milliyetçilerin elinde ise başlangıçta hiç gemi yoktur. Daha sonra Preveze ve Aydın Reis adlı iki gemileri olmuştur.                                         
  • 7000 kilometre kadar demiryolunun tamamı yabancı şirketlerin olduğundan ve 1918'den sonra büyük bir bölümü işgal kuvvetlerinin eline geçtiğinden demiryolu da yok denecek durumdadır.
  • 1. Dünya Savaşı, nedeniyle fiyatlar artmış, büyük bir enflasyon baş göstermiştir. Osmanlı Devleti İstatistik İdaresi'nin 2 Kasım 1921'de hazırladığı bir rapora göre, 1914-1921 arasında gerçekleşen enflasyon %1200 ile %1700 oranında artmıştır.
  • Ev kiraları, 1. Dünya Savaşı'nın başladığı 1914'ten sonra %200-300 arasında arttığı için 18 Mart 1918'de  çıkarılan bir kanunla kiralar dondurulmuştur.
  • 1. Dünya Savaşı başlarında seferberlik ilan edilmesi ile Türk halkı büyük bir panik yaşamıştır. İstanbul bir anda ekmeksiz ve tramvaysız kalmıştır. Halk fırınlara hücum etmiş, yaşanan izdihamlar sırasında ölenler olmuştur.
  • Hükümetin yakıtlara el koyması nedeniyle başlayan enerji tasarrufu, İstanbul'un elektriksiz kalmasına yol açmıştır. Tramvay seferleri azalmıştır.
  • Savaş başlayınca temel tüketim malları başta olmak üzere mal sıkıntısı baş göstermiştir. Karaborsacılık artmıştır. Halk açlıkla boğuşmuştur.
  • 1854'ten beri devam eden dış borçlar, 1. Dünya Savaşı'nda yapılan borçlanmalarla birlikte toplam 303.700.000 liraya ulaşmıştır. İlginç olan, 1919'da Türkiye, dış borçların %57'sinin alacaklıları olan İngiltere, Fransa, ve İtalya tarafından işgal edilmiştir. 
  • 1. Dünya Savaşı başında 6 milyon lira olan bütçe açığı, 1919'da 94 milyon liraya yükselmiştir. Devlet bir kere daha batmak üzeredir. Öyle ki, 1919 başlarında başkent İstanbul'un halkı açtır. Önemli gelir kaynaklarının Duyun-u Umumiye'nin (Genel Borçlar İdaresi) elinde bulunması, geri kalan gelir kaynaklarının da yetersiz olması nedeniyle Osmanlı, başkent halkına ekmek verebilmek için gereken 3 milyon lirayı bulamadığından dış borçlanmaya gitmiştir.
  • 1919'un Mayıs ayında devlet, subay ve memur aylıklarını ödeyemez duruma gelmiştir. Halkına ekmek, askerine ve subayına maaş bulamayan aynı devletin, Anadolu'daki Kuvayı Milliyecileri yok etmek için hazırladığı paralı ordu Kuvayı İnzibatiye'ye 1.250.850 lira ödenek ayırabilmesi çok düşündürücüdür.
  • Türk parasının değeri de çok fazla düşmüştür. Örneğin Temmuz 1915'te kağıt para, 1 TL ile satın alınabilirken Kasım 1917'de 5.50 TL ile satın alınabilmiştir. Yani 1. Dünya Savaşı'nın sonuna gelindiğinde paranın değeri 4 mislinden fazla düşmüştür. (Bu arada kağıt para alınıp satılan bir mal olmuştur.) Kurtuluş Savaşı sonrasında kimsede para kalmamıştır. Falih Rıfkı Atay'ın anlattığına göre, Batı Anadolu'da Yunanlılarca yıkılmamış bazı kasabalardaki sinemalara "para yerine yumurta verilerek" girilmiştir.
  • 1923'te bir altın 600 kuruş,  bir dolar 120 kuruş ve bir sterlin 810 kuruştur. 

Kaynak
Akl-ı Kemal, (3. Cilt), Sinan MEYDAN

Related Posts with Thumbnails Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...