6 Ağustos 2015 Perşembe

Türk Seyyahin Cemiyeti


Türk Seyyahin Cemiyeti, 29 Eylül 1923’de, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın talimatları üzerine, Avrupa’daki örnekleri gibi başta araştırmacı, tarihçi ve diplomat bir şahsiyet olan Reşit Saffet Atabinen olmak üzere, eski Kudüs Mutasarrıfı Cevdet Bey (Özoğul), Meclis-i Kebir Maarif azasından Mehmed Ziya Bey gibi bir grup aydın tarafından merkezi İstanbul’da olmak üzere kurulmuştur. Kurum ilk önce “Türk Seyyahin Cemiyeti”, 1926 yılında “Türkiye Turing Kulübü”, 1930 yılından itibaren ise “Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu” adlarını taşımıştır.
                              

Cemiyet, ilk üç yıl boyunca aralıksız çalışarak bilgi toplamış ve Avrupa’daki örnek cemiyetlerin teşkilatlarını ve faaliyet tarzını öğrenerek bu işi becerebilmek için ihtiyaç duyulan incelemeyi bitirdikten sonra eyleme ancak 1926'da geçebilmiştir. Cemiyetin amacı, büyük seyahatler düzenleyerek hem İstanbul ile Bursa gibi önemli şehirlerdeki eserleri hem de Türkleri gerçek çehreleriyle ve faziletleriyle yabancılara, yabancı memleketleri de Türk vatandaşlarına tanıtmaktır. Bunların yanında Türk milletinin iftihar vesilesi olan eski eser ve abidelerin korunması ve güzel görüntüleri bozan şeylerin düzeltilmesi ile ilgili çalışmalar hedefler arasındadır.

Tüzükte bu konuda bilgi ve tecrübesi bulunan diğer vatandaşların da cemiyete katılabileceği ve İstanbul dışında da şube açılabileceği ifade edilmektedir. Cemiyet, bu amaçları gerçekleştirmek için Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika’dan Türkiye’ye büyük seyahatler düzenlemeyi ve adı geçen ülkelerdeki cemiyetler ile de irtibata geçmeyi planlamaktadır. Yine vapur ve trenle gezi programı yapan şirketlerle irtibata geçerek Türkiye’nin de bu gezi programlarına alınmasını, ülkeyi tanıtıcı eserlerin gelen yabancıların dillerinde hazırlanmasını, eski eser ve binaların ziyareti sırasında konunun uzmanı kişilerin refakatinde ziyaretler yapılmasını hedeflemektedir.

Bu dönemlerde devletin Türkiye’ye gelen seyyahlarla ilgili bir düzenlemesi bulunmamaktaydı. Cemiyetin ilk yaptığı işlerden biri, turistlerin Türkiye’ye gelince ilk temas ettikleri kayıkçılar, hamallar ve otomobilcilerin inzibatsız ve tarifesiz hallerini düzenlemek olmuştur. Rıhtıma çıkan bir yolcudan ve yolcu eşyasından ne alınıp ne verileceği belli değildi. Cemiyetin teşebbüs ve ricaları İstanbul Belediye Başkanlığı tarafından göz önüne alınıp önce vapurlarla gelen turistler kayıkçıların rahatsızlık vermelerinden kurtarılarak bunların Şirket-i Hayriye ile Akay’ın muntazam küçük vapurları ile açıkta demirleyen vapurlardan alınmaları sağlanmıştır. Yolcu eşyası taşıyan hamallar, arabacılar için tarifeler yapılarak gümrüklere ve her tarafa asılmış ve hatta o zamanlar hamallar için bir üniforma ve başlık kabul olunarak yabancı memleketlerde olduğu gibi hamallara giydirilmiştir.

Cemiyetin yine ilk ve en önemli uygulamalarından biri de Batı’da olumsuz Türk imajının devamında önemli roller oynayan tercüman konusuna el atmak olmuştur. Bu dönemlerde tercümanlık tamamen Türklere düşman olan bazı Levantenler ve azınlıkların eline geçmiş bir durumdaydı. Büsbütün bilgisiz olan bu tercümanlar beraber gezdikleri bütün yabancılara XIX. yüzyılın zihniyeti ve atmosferi içinde İ stanbul’un Bizans dönemine ait anıt ve binalarını anlatırken Türk tarihi ve devlet aleyhine olur olmaz efsanelerle çok olumsuz bir rol oynamaktaydılar. Mesela bu tercümanlarla ilgili olarak Fatih Sultan Mehmet’in, Ayasofya’ya yaralıları çiğneyerek at üzerinde girdiğine ve sütunlardan birinin tepesinde kendisinin kanlı el izinin göründüğüne inanılırdı. Bu azınlık tercümanların, turistlere boğazdaki balıkçı dalyanlarını uzaktan göstererek üstlerinde oturmakta olan gözetleyicileri, kazığa geçirilmiş bir Ermeni veya Rum olarak tanıttıkları bilinmektedir.

Turing Kurumu tarafından Cumhuriyet'in ilk yıllarında Belediye'den alınan yetki ile bu tercümanlara bir kurs açılmış, cemiyetin arkeoloji uzmanları tarafından kuramsal ve uygulamalı derslerle yeniden tercümanlar yetiştirilmiş, hak edenlere “bröve” verilmiş, bu tercümanların vazife ve ücretleri tespit edilmiş, diğerlerinin ise yabancılarla teması yasaklanmıştır. Böylece gerçek Türk ve Türkiye imajını Batı’da tanıtma adına ilk sistemli ve ciddi adımlar atılmıştır. Ayrıca kurum, ilk yabancı dil kurslarının açılmasını ve ilk tercüman rehber sınavlarının yapılmasını da sağlamıştır.

Levantenlerin elinde kalmış olan turist seyahat acentelerinin, kurum ve İstanbul Belediyesinin ortaklaşa çalışmaları sayesinde milli ellere geçmesi sağlanmıştır. Cemiyet, bu acentelerin başında daima tarafsız bir düzenleyici vaziyetinde kalmış ve bu acentelerin turizmin gelişmesi için söz konusu olan müracaatlarını ait olduğu makamlara bildirerek aracılık etmiştir. Kulübün bu iki başarısı o zamana kadar Türkiye aleyhine akılalmaz propagandalar yapan azınlıkların faaliyetlerine bir son vermesi ve bundan doğan ekonomik faydaların da Türk yurttaşlarının eline geçmesi gibi iki taraflı faydayı beraberinde getirmiştir. Bu faaliyetler yeni ve milli Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk sosyo-ekonomik operasyonlarından biri demektir. Böylece gayrimüslim azınlıkların elinde kalmış olan turizm acenteleri ve rehberlik hizmetlerine çeki düzen verilmiş, önemli ekonomik kaynaklar elde edilmiştir.

Bu çalışmaların yanında cemiyet; Türkiye’nin ilk prospektüslerini, ilk afişlerini, ilk karayolu haritasını basmış, ilk turizm incelemelerini hazırlamış ve yayınlamış, turizm kongre ve konferansları düzenlemiş, devlet mekanizmasının, mevzuatın ve metotların, turizm ihtiyaçları ile yeni baştan düşünülmesinin yolunu açmaya çalışmıştır. Kurumun, Türk sosyal ve ekonomik yaşamına kattıkları dışında adı geçen bu ilk hizmetlerden herhangi birini yapması bile Türkiye’nin tanıtımı açısından son derece önemlidir.

Türkiye’nin ve Türklerin yabancılara doğru tanıtılması adına cemiyet üyelerinin son derece gayretli faaliyetleri söz konusudur. Bunlardan birisi Türkiye’ye deniz yolu ile gelen yabancıların İstanbul’a yaklaştıkları sırada Türkiye hakkında bilgilendirilmeleridir. Bu yabancılara İstanbul’dan önce uğradıkları memleketlerin halkı tarafından düşmanlık veya rekabet yüzünden yapılan olumsuz propagandaların veya geçmiş dönemlerden gelen olumsuz düşüncelerin düzeltilmesi ve bunlara Türkiye ve Türkler hakkında doğru bilgi verilmesi için kurumun önde gelen birkaç üyesi turist getiren vapurlara Çanakkale’den binerdi. Yabancılar İstanbul’a kadar İstanbul’un ve Türkiye’nin kültürel, tarihi ve doğal zenginlikleri hakkında toplu konferanslarla ve temaslarla aydınlatılmaya çalışılırdı.

Bu çaba ve tanıtım faaliyeti, yabancıların en azından önyargısız veya daha az önyargılı olarak İstanbul’a ulaşmalarını sağlayacak ve Türkiye ve Türkler hakkında daha pozitif düşüncelere sebep olacaktır. Yine kurumun Türkiye’ye gelen yabancılar için bir pratik konuşma kitabı hazırlattığı ve günlük kullanımda sıkça karşılaşılan ifadelerin Türkçe, Fransızca, Almanca, İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca karşılıklarının yazıldığı görülmektedir. Bu çalışmalarıyla kurum, iki tarafın birbirini tanıması ve karşılıklı ihtiyaçların giderilmesi anlamında sıcak iletişim sağlanmasının önemli bir örneğini vermiştir.

Türkiye Turing Kulübü

Türkiye’ye gelen yabancıların aldatılmaması ve Türklerin dürüst görüntüsünün zedelenmemesi için de bazı çabalar söz konusudur. Mesela yerli mallarının bazı kişiler tarafından fahiş fiyatlarla satılarak yabancıların aldatılmaması içi, cemiyetin teşebbüsü ile İstanbul Belediyesi tarafından Sandal Bedesteni'nde yalnız yerli mallara mahsus bir sergi açılmış ve burada satılan eşyaya sabit ve gerçek fiyatlar koydurularak seyyahların aldatılmamaları sağlanmaya çalışılmıştır. Yine tek başına veya grup halinde gelen seyyahlar arasında gazeteci, yazar, şair, milletvekili ve aydın gibi önemli şahıslar bulunduğu haber alındıkça Turing Cemiyeti tarafından karşılanmış ve kendilerine ikramlarda bulunulmuştur. Yine yabancı ülkelerden yüksek okul veya üniversite öğrencileri Türkiye’ye geldikçe Darülfünun Emanetine haber verilmiş ve cemiyet zaman zaman bu kişilere ikramlarda bulunmuştur.

Seyyahların surlar üzerinden şehrin genel manzaralarını görebilmeleri için Ayvansaray civarındaki en yüksek kısmına cemiyetin ricasıyla İstanbul Belediyesi demirden bir merdiven yaptırmıştır. Kurum, seyyahlar tarafından ziyaret edilen camiler ve diğer eski eserlerde görülen eksiklikleri ve kusurları da göz önünde bulundurarak bunların iyileştirilmesi için ait oldukları makamlar nezdinde teşebbüste bulunmuş, bu husustaki teşebbüsler vakıflar nezdinde daima alaka ile karşılanmıştır. Ayrıca tarihi türbelerin müzelere bağlanmasına karar verilmiş, memleket içinde gezgincilik heveslerini uyandırmak için iç seyahatler de düzenlemiştir.

Kurumun, Türkiye’nin tanıtımı ve Türk imajının düzeltilmesi adına ülke içindeki çalışmaları yanında ülke dışında olumlu propagandaya da önem verdiğini ifade etmek gerekmektedir. Yabancıları Türkiye’ye gelmeye teşvik için acenteler ve konsolosluklar ve Turing ve otomobil kulüpleri, seyahat acenteleri, fahri temsilciler ve şubeler vasıtası ile prospektüsler, afişler Türkiye hakkında konferanslar, mecmualar, risaleler, takvimler, makaleler, prospektüs yapmak isteyenlere memleketin güzelliklerini, abidelerini, eski eserlerini gösteren fotoğraflar göndermiştir. Ayrıca Türkiye’de seyahat şartlarını ve faydalı bilgileri içeren el ilanları ve sirkülerler gönderilmiş, uluslararası pek çok sergiye propaganda afişleri, yayınlar ve memleketin fotoğraflarını göndermek sureti ile iştirak edilmiştir. Uluslararası turizm ve otomobil sporu teşekküllerinin senelik kongrelerinde veya idare meclisleri toplantılarında da bulunulmuştur.

Turing’e bağlı olarak İstanbul’da kurulan çeşitli komiteler ve Avrupa’nın bazı memleketlerinde teşkil edilen dış komiteler vasıtası ile memleket hakkında propaganda yapılmış ve dış memleketlerde Türkiye’ye dair birçok konferans verilmiştir. Turizm ve otomobil sporları bakımından dünyanın en önemli teşekkülleri olan “Uluslararası Turizm Birliği” (Alliance Internationale de Tourisme) ile “Uluslararası Tanınmış Otomobil Kulüpleri Birliği” (Association Internationale des Automobile- Clubs Reconnus), “Uluslararası Turistik Propaganda Birliği” (Association Internationale des Organes de Propagande Touristique) ve Merkezi Turizm Meclislerinin idare meclislerine iştirak edilmiş ve kurum bu çalışmaları ile Türkiye’nin turizm açısından menfaatini savunabilecek ve bu alanda gerçekleşecek yeniliklerden zamanı zamanına haberdar olacak bir konuma gelmiştir.

Çeşitli senelerde yabancı memleketlere giden bazı öğrenci kafilelerine oradaki Turing kulüpleri aracılığıyla yardımcı olunmuştur. Yine Türkiye’nin eski eserlerini ve güzel manzaralarını gösteren büyük boyda fotoğraflar, afişler ve diğer turizm malzemesi 1932 senesi ilkbaharında açılan Milano ve Paris Sergilerinde sergilenmiştir. Prag’da toplanan “Uluslararası Turizm Birliği” senelik kongresine ve bundan sonra Peşte’de toplanan “Uluslararası Merkezi Turizm Meclisinin” senelik kongresine katılınmış ve Peşte’de bu münasebetle bir Türk-Macar Turizm Komitesi, İtalya’da bir Türk- İtalyan Turizm Heyeti kurulmuş; Viyana, Milano, Roma, Floransa ve Bükreş’te, Türkiye’de turizm ve Türkiye’nin tanıtımı ile ilgili konferanslar verilmiştir.

Nis’te Türk-Fransız Komitesi kurulmuş, bu komite Nis’te Mart’ın 14’ünden 21’ine kadar devam eden bir Türk Haftası düzenlemiş ve bu hafta süresince Türk eserleri ve Kızılay işlemeleri ile Türk ressamlarının resimleri sergilenmiş ve parlak bir müsamere de verilmiştir. Yine aynı dönemde Nis’te açılan “Turizm Konferansı” ile “Uluslararası Turizm Merkezi Meclisi” kongresine, Kopenhag’da toplanmış “Uluslararası Turizm Birligi” senelik kongresine, Sen Rafael’de açılan Turizm Sergisi'ne iştirak edilmiştir. Atina ve Sofya’ya giden Darülfünün ve Ticaret mektebi öğrencilerine ve diğer Türk sporcularına yerli teşkilatlar tarafından birçok kolaylık gösterilmiştir.

Cemiyetin bu türden çalışmaları 1933'te de devam etmiştir. Mesela Bükreş’te Romanya Kralının himayesinde toplanan “Balkan Turizm Federasyonu” kongresine iştirak edilmiş, Sofya’da Türk-Bulgar, Atina’da Türk-Yunan ve Romanya’da Türk-Romen Komiteleri kurulmuştur. 1934'te ilk defa düzenlenen Peşte seyahati çok başarılı olmuştur. Lahey’de, Roma’da, Paris’te, Londra’da toplanan Turizm Kongrelerine cemiyet üyeleri katılarak Türkiye’nin tanıtımı ile ilgili önemli faaliyetler gerçekleştirmiştir. Bu çalışmaların yanında Türkiye Cumhuriyeti’nin son on yılda çeşitli alanlarda meydana getirdiği gelişmeyi gösteren ve Anadolu Ajansı tarafından Fransızca olarak bastırılan eser, bazı yabancı basın yayın kuruluşlarına ve Türkiye’nin gelişmesi hakkında eser yazmak isteyenler ile bazı seyyahlara dağıtılmıştır.

Turing Kurumu, 1923-1939 yılları arasında alanında Türkiye’de önemli bir boşluğu doldurmuş ve gerçek bir ihtiyaca cevap vermiş, uzun yıllar turizm, kültür ve teknik alanında bir devlet organı gibi görev yapmış ve o tarihe kadar başıboş kalmış birçok konuya resmiyet kazandırmıştır. Cemiyetin yayınladığı seyahat ve propaganda eserleri arasında Turing Kulübü mecmuası, Yalova kaplıcaları hakkında prospektüs, Türkiye’ye gelenlere polis muamelesine dair muhtıra, renkli yeni afişler, Uluslararası Turizm Kongresi münasebeti ile hatıra pulları, Ankara, İstanbul ve Bursa hakkında Almanca prospektüsler sayılabilir. Ayrıca Amerikan film şirketi Fox ile bir anlaşma yapılarak 1930'da Ankara ve İstanbul manzaralarından oluşan film şeritlerinin Avrupa’da gösterilmesi temin edilmiştir. Yine aynı dönemde Avrupa’ya kartpostal ve fotoğraflar gönderilmiştir.
Turing Kurumu, 1930'da çıkarmaya başladığı TTOK Belleteni günümüze kadar varlığını devam ettiren en uzun soluklu dergilerden biridir. Dergi, turizme yönelik rehber niteliğinde yayınlarla yola çıkmış, daha sonra ise bilimsel nitelikli bir dergiye dönüşmüştür. Yine basında çıkan tarih ve arkeoloji ile ilgili bilgileri aktarmak yoluyla derli toplu ve değerli bir başvuru kaynağı olmuştur. Dergide Türkiye’nin turizm potansiyeli ile ilgili yayınlar yapılmış ve restorasyonu yapılan tarihi eserler tanıtılmıştır.

                                     

Türkiye Turing ve Otomobil Kulübü, 1925 ile 1935 yılları arasında yalnız 3 memur, 600 aza ve Hükümetin ve İstanbul Belediyesinin verdiği senelik toplam 5.000 lira tahsisatla, 5 kanun ve 38 kararname ile talimatnamenin çıkmasını sağlamış, 5 uluslararası turizm kurumuna bağlanılmış, 17 uluslararası kongreye iştirak edilmiş, Türkiye hakkında 54 konferans verilmiş, 100 kadar tercüman yetiştirilmiş, 500 defa idare heyeti toplanmış, 2.000 kadar önemli yabancı gezgin ağırlamış, yine Türkiye’nin tanıtımı için 30.000 kadar mektup, 28.000 (14 modelde) resimli büyük afiş ve 315.000 prospektüs ve risale bastırılıp dünyaya dağıtılmıştır. Aynı dönemde Türkiye’nin tanıtımı adına yurt dışında hazırlatılan bu tür afiş, risale, takvim vb. gümrük vergisinden muaf tutulmuştur.

Bu yıllarda İstanbul ve Türkiye’ye gelen yabancı sayısı kaynaklarda 1922’de 5.000, 1924'te 17.000, 1925'te 40.000, 1930’da 45.500, 1934’de 80.000, 1936’da 84.373 gösterilmektedir. II. Dünya Savaşı yıllarında ise genel olarak Avrupa’daki olumsuz gelişmelerin de etkisiyle yabancı turist trafiği ve turizmin yavaşladığı bir seyir izlenmektedir. Savaşı takip eden yıllarda Türkiye’ye gelen yabancı sayısında ciddi bir azalma söz konusudur. Mesela 1949’da ülkeye gelen yabancı sayısı 19.500 ve 1950’de 28.625 adet olarak kaydedilmektedir. 

1922’de 5.000 seyyah adedinin 1934’de 80.000’e ve 1936’da 84.373’e çıkmasında Turing cemiyetinin önemli katkıları bulunmaktadır. 1925-35 yılları içinde Türkiye’ye toplam 430.000 yabancı gezgin gelerek vergi ve masraf olarak Hükümetçe resmen kabul edilen esas üzerine, yuvarlak hesapla Türkiye’ye en aşağı 50.000.000 Türk Lirası bırakması sağlanmıştır. Cemiyetin katkısını sadece Türkiye’ye gelen yabancı sayısının artırılması ve ülkeye ekonomik katkı sağlanması olarak değerlendirmemek gerekmektedir. Bunlar kadar hatta bu kazançlardan daha önemli olan şey Türklerin ve Türkiye’nin doğru bir şekilde Batılılara tanıtılmaya çalışılmasıdır. Bu çalışmalar sonucunda Avrupa’da var olan olumsuz Türk ve Türkiye imajının yerine daha pozitif ve olumlu bir Türk ve Türkiye imajı oluşturulması çalışmalarına önemli bir adım olmuştur. Dolayısıyla bu durum ekonomik veya kültürel kazançların yanında uzun vadede siyasi yönden de bir kazanca dönüşecektir.

Kaynak
Atatürk Döneminde Batı'daki Olumsuz Türk ve Türkiye İmajını Düzeltme Çabaları ve Türk Seyyahin Cemiyeti'nin Bu Konudaki Çalışmaları, Gürsoy ŞAHİN
http://gokhanakcura.blogspot.com.tr/2013/12/seyyah-bavulunda-tren-bileti-olsam.html
http://www.ayasofyakonaklari.com/tr/turing_tr.jsp
Related Posts with Thumbnails Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...