5 Eylül 2015 Cumartesi

Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)

Mustafa Kemal Paşa

Erzurum Kongresi Heyet-i Temsiliyesi, Mustafa Kemal Paşa başkanlığında daha önce Amasya Genelgesi'nde belirtildiği üzere bir milli kongre olarak düşünülmüş olan Sivas Kongresi'ne katılmak üzere 2 Eylül'de Sivas’a geldi.

Kongre, 4 Eylül 1919 günü davet sahibi olması sebebiyle Mustafa Kemal Paşa’nın açış konuşmasıyla başladı. Bu konuşma Mustafa Kemal Paşa’nın mevcut siyasi duruma hakimiyetini ortaya koymaktadır. Başkanlığın sırayla üstlenilmesi talebi yapılan oylama sonucunda reddedildi. Divan teşekkülünde Mustafa Kemal Paşa oy birliğiyle başkanlığa, Bekir Sami ve Rauf Beyler başkan yardımcılıklarına seçildiler. 


Daha önce oluşturulan Hazırlık Encümeni'nin (Komisyon) kaleme aldığı ve ittihatçılık suçlamasının önüne geçmek için kongre delegelerinin okumaları teklifiyle bir yemin metni hazırlanmıştı. Bu metinde:

“Makam-ı celil-i hilafet ve saltanata, İslamiyete, devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye takip etmeyerek her türlü ihtirasat-ı şahsiye ve siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azm-ü iman ile çalışacağıma ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ihyasına çalışmayacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah” ifadeleri vardı.

Bu yemin metnine evvela Mustafa Kemal Paşa karşı çıkar. Metin münakaşa edilerek aşağıdaki şekli alır:

“Makam-ı celil-i hilafet ve saltanata, İslâmiyete, devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye ve emelimiz olmadığına binaen kongrenin müzakeresi devamı müddetince ihtirasat-ı şahsiye ve siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azim ve iman ile çalışacağıma ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ihyasına çalışmayacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah.”


Bu yemin metni de encümene havale edilir ve yayınlanmak üzere gazetelere verilmesi, bunun da milleti ikna için olduğu kongre zabıtlarında açıkça ifade edilmektedir.

7 Eylül’de esas maksat olan Erzurum Kongresi Nizamnamesi’nin maddelerinin değiştirilmesi hususunda çalışmalar başladı. Gerekli hazırlıklar önceden yapıldığı için bu mesele bir günde halledildi. Yapılması düşünülen değişikler önerge komisyonuna gönderilerek değişik oturumlarda sürdürülen görüşmeler 10 Eylül'de sonuçlandırılmıştı. Nizamnamede Şark vilayetleri için öngörülen hüküm ve şartlar, bütün ülkeyi kapsayacak biçimde değiştirilmişti. Vilayat-ı Şarkiye Müdafaayı Hukuk Cemiyeti adı, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne dönüştürülmüştü. Anılan nizamnamenin 4. maddesinde gerektiğinde “Vilayat-ı Şarkiye”de geçici bir hükümet kurulacağı öngörülmüştü. 7. maddede yapılan değişiklikte Erzurum’da seçilen 9 kişilik Heyet-i Temsiliye’ye Batı Anadolu adına 6 üyenin daha eklenmesiyle sayının 15'e çıkarılması uygun görülmüştü. Kongrenin son oturumunda yapılan seçimde oy çokluğu ile 6 üye daha seçilmiş, daha sonra Refet Bey nizamnameye uygun olarak 16’ncı üye sıfatıyla Heyet-i Temsiliye’ye katılmıştı.

Kongrede manda ve himaye meselesi özellikle Amerikan mandası çerçevesinde tartışılmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın bu konuya pek fazla ehemmiyet atfettiği de söylenemez. Çünkü şu ifadelerdeki alaycı tavır gayet açıktır:

“...Mr Brown...: ‘...Ben hiçbir sıfat-ı resmiye ile görüşmüyorum diyor ve hatta Amerika mandayı kabul edeceğini değil belki etmeyeceğini söylüyor. Onun için sözleri Amerika namına değil, kendi namınadır; bu hususu nazar-ı dikkate almalıdır. Fazla olarak Mr Browne’un ifadesine nazaran mandanın ne olduğunu kendisi de bilmiyor! Manda siz ne derseniz odur diyor!..” 

“İstiklâl-i tam” şiarıyla hareket eden “inkılâpçı bir kongre”nin herhangi bir himaye veya manda fikrini kabul etmesi ise zaten beklenemezdi ve öyle de olmuştur. 

Nihayet diğer meseleleri görüşen kongre 11 Eylül'de son buldu, 12 Eylül’de ise Sivas halkının huzurunda açık bir celse ile “...millet hakimiyetinin ve istiklal ruhunun daima kalplerinde yaşayacağı ve Anadolu’nun her türlü mukavemete hazır ve muntazır olduğu” bütün dünyaya ilan edildi.

İstanbul’daki hükümetin, Sivas Kongresi’nin son günü Anadolu’daki milliyetçi başkaldırıya karşı açıkça cephe alarak küçümseyici beyanatlarda bulunması hatta kongreyi engelleme teşebbüslerine girişmesi, Heyet-i Temsiliye'nin çok cesurane bir tavırla meydan okumasına yol açtı. Zira Ali Galip hadisesinin; Sadrazamın, İngilizlerle birlikte hazırladığı bir saldırı olduğu açıkça ortaya çıkmış bulunuyordu. İstanbul ile her türlü haberleşmenin kesilmesinden Damat Ferit Paşa’nın başında bulunduğu kabinenin istifasına kadar geçen 18 gün boyunca ortaya çıkan gerilim, milliyetçiler arasında da bazı görüş ayrılıklarının doğmasına yol açmış görünmektedir. Mustafa Kemal Paşa gönderdiği bir telgrafta halkın can, mal ve ırzının korunacağını söylüyor ancak yazışmaların Heyet-i Temsiliye ile yapılmasını istiyordu.

Bu telgraf, Sivas Kongresi Heyet-i Temsiliyesi’nin oluşturulma biçimi ve İstanbul Hükümeti ile ilişkilerin kesilmesiyle başlayan görüş ayrılıklarını ortaya çıkarmıştı. İtirazlar bir kısım ordu komutanlarından, Erzurum Kongresi üyelerinden ve bazı Müdafaa-i Hukuk örgütlerinden geliyordu. Karşı çıkışlar şu noktalarda toplanıyordu: Gelişmeler hakkında yeterince bilgi verilmediği, Sivas’ta Doğu Anadolu’nun ikinci plana itildiği., Heyet-i Temsiliye’nin seçimlerinde aksaklıklara meydan verildiği, Mustafa Kemal Paşa’nın yazışmalarda Heyet-i Temsiliye veya kongre yerine kendi adını kullandığı, İstanbul Hükümetiyle ilişkilerde çok sert davranıldığı ...

Özellikle, Kazım Karabekir’den yoğun eleştiriler geliyordu. O, kongrenin kendisine bilgi vermediğinden, kongrenin erken kapandığından, yayımlanan bildirinin doğu illerini de kapsamasından şikayet ediyordu.

Sivas’ta Heyet-i Temsiliye yeniden oluşturulurken Erzurum’da seçilen 9 üye olduğu gibi bırakılmış, Batı Anadolu adına 6 kişi daha seçilerek üye sayısı 15’e çıkarılmıştı.

Aslında yaşanan bu tereddütlere rağmen Sivas Kongresi’nin seçtiği Heyet-i Temsiliye, İstanbul Hükümetine karşı başlattığı meydan okumayı başarıyla sonuçlandırmıştı. Bir başka deyişle, o günün Ermeni’si nasıl ki kaderini Taşnak veya Hınçak Cemiyeti’ne, o günün Rum’u Mavri Mira veya Pontos Cemiyeti’ne bağlamışsa o günün Türk’ü de kendi geleceğine ilişkin umutlarını Heyet-i Temsiliye’nin ellerine terk etmiş bulunuyordu.


Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi’nde vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığını temin için verilmiş kararları kabulle kendisine mal etti ve genelleştirdi. Kongre 11 Eylül 1919'da şu kararları aldı.:

* Milli sınırlar içindeki bölgeler bölünmez bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz.

* Osmanlı topraklarının bütünlüğünün sağlanması için milli güçlerin etkin ve milli egemenliğin üstün kılınması şarttır.

* Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir. Hıristiyan azınlıkların her türlü güvenliği sağlandığından bunlara ayrıcalık tanınamaz.

* Manda ve himaye kabul edilemez.

* Milletin kendi geleceğine karar verebilmesi ve hükümetin başıboş bırakılmaması için Mebusan Meclisi'nin derhal toplanması gerekir.

* Milli direnmeyi gerçekleştirmek için kurulan dernekler birleştirilmiş ve adı “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” olmuştur.

* Kutsal amacı ve umumi teşkilatı idare için kongre tarafından bir Temsil Heyeti seçilmiştir.

Erzurum Kongresi’nde doğu illerini temsilen seçilen 9 kişilik Temsil Heyeti, Sivas Kongresi’nde 6 kişi daha seçilerek genişletilmiş, bu suretle Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıncaya kadar ülke mukadderatında yegane söz sahibi bir kurul oluşturulmuştu.

Milli amaca erişmek yolunda ayrı ayrı çalışan dernekler birleştirilmiş ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştu.

Kongre, Ali Fuat Paşa’yı Batı Anadolu Umum Kuvay-ı Milliye Kumandanlığı’na tayin etmekle, yürütme yetkisine sahip olduğunu göstermişti.

13 Eylül’de Sivas’ta, ihtilâlin yayın organı olmak üzere İrade-i Milliye adlı bir gazete yayımlandı.

Sivas Kongresi, üyelerinin bütün ülkeyi kapsaması nedeniyle Milli Mücadele başlangıcında Türkiye’nin mukadderatını belirleyen, bütün milletin tek vücut halinde birlik olduğunu dünyaya ilan eden milli bir kongredir. Bunu içindir ki, tesirleri Erzurum Kongresi’nden daha geniş olmuş, kendisinden sonra gelişecek olayları büyük ölçüde etkilemiştir. Zira Misak-ı Milli’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında, Milli Mücadele’nin bütün anlaşmalarında Sivas Kongresi’nin izleri görülür. Sivas Kongresi, İstanbul Hükümetinin açık muhalefetine rağmen toplanmıştır. Erzurum Kongresi gibi ihtilâlci bir karakter taşımaktadır.

Sivas Kongresi’nde elde edilen sonuçlar başarılıdır. Her ne kadar çeşitli düşüncelere sahip temsilcilerin bağdaştırılması yolu tutulmuşsa da sonuç Mustafa Kemal Paşa’nın isteğine uygundur. Artık savaş ve ihtilâl, tek örgüt tarafından bütün yurtta yaygın biçimde yürütülecektir. Kongrede milli egemenlik ilkesinin “Saltanat ve Halifeliği” kurtaracağı görüşü ortaya atılmıştı. Bu çok önemli bir adımdır ve böylece milli egemenlik, Osmanlı saltanatının üstüne çıkarılmaktadır.

İstanbul Hükümeti, Sivas Kongresi’ni dağıtmak ve Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarını yakalatmak için Elazığ Valisi Ali Galip’i görevlendirmişti. Ali Galip Sivas’ı basıp kongreyi dağıtacaktı. Ancak üzerlerine gönderilen askeri birlikler bunu önledi. Bu olay Damat Ferit Paşa kabinesiyle, Anadolu’nun ilişkilerinin kesilmesi sonucunu doğurdu. Mustafa Kemal Paşa durumu padişaha bildirmek istedi. Fakat çekilen telgrafları Damat Ferit Paşa padişaha göstermedi. Bunun üzerine bütün telgrafhaneler İstanbul ile ilgilerini kestiler. Bu hareket, Anadolu’da gelişmiş bulunan milliyetçiler için de bir güç ifadesi oldu. Mustafa Kemal Paşa - İstanbul mücadelesinde (8 Haziran-30 Eylül 1919) İstanbul yenilmiş ve İngilizlerden yüz bulamayan Damat Ferit Paşa istifa etmiş, yerine 2 Ekim’de Ali Rıza Paşa kabinesi geçmişti. Milliyetçi bir hüviyet taşıyan bu kabinenin İstanbul’da işbaşına geçmesi, Mustafa Kemal Paşa ve ulusal dava için Damat Ferit’in düşürülmesinden sonra kazanılan ilk zaferdir. 

Yeni hükümetle birlikte basında da Sivas Kongresi’nin faaliyetleri ile ilgili haberlere ve övgülere rastlanmaya başlanmıştı. Artık gazetelerin ilk sayfalarını Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’in portreleri süslemekteydi.


Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi’nin bitiminden bir hafta sonra Sivas’a gelen General J. G. Harbord’la yaptığı konuşmada, yeni bir Türk Devleti kurma arzusunu açıkça belirtmişti.

Kaynaklar
http://www.ait.hacettepe.edu.tr/egitim/ait203204/I9.pdf
http://www.guncelmeydan.com/pano/sivas-kongresi-acis-konusmasi-t39253.html


Related Posts with Thumbnails Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...