17 Nisan 2016 Pazar

Birinci Dünya Savaşı'nda Türk Havacılığı

Birinci Dünya Savaşı'nda Türk havacılığı
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Albatros B-1 uçağı ve mürettebatı
Osmanlı Devleti, askeri uçak sanayisine Avrupa'yla eş zamanlı olarak yönelmiş olsa da kısa zamanda Avrupa'nın gerisinde kalmıştır. Örneğin, İngiltere Birinci Dünya Savaşı'na 84 uçakla katılmış, savaş sonunda 3500 uçak üretir hale gelmiştir. Fransa cephede 3600 uçak bulundurmuştur. Buna karşılık  savaşa girdiğinde Osmanlı ordusunda 8 uçak ve 10 pilot vardır. Savaş sırasında Alman desteğiyle 40 uçağa, savaş sonunda ise 100 uçağa ulaşılmıştır. Savaş sırasında Osmanlı Devleti, Almanya'nın yardımlarıyla 100 kadar pilota sahip olmuştur.

1915 yılı sonunda Osmanlı ordusunda uçak okulu istasyonundan başka 7 uçak birliği oluşturulmuştur. Bu birlikler ve görev yerleri şöyledir:
  • 1. ve 6. Tayyare Bölükleri Çanakkale'de,
  • 2. Tayyare Bölüğü Irak'ta, 
  • 3. Tayyare Bölüğü Uzunköprü'de,
  • 4. Tayyare Bölüğü Adana'da,
  • 5. Tayyare Bölüğü 2. Ordu'da,
  • 7. Tayyare Bölüğü Kafkas Cephesi'nde görevlendirilmiştir.
  • Bir tayyare bölüğü Şam'da, bir tayyare bölüğü de Keşan'da konuşlandırılmıştır.
  • Ayrıca bir de sabit balon bölüğü kurulmuştur.
  • Bahriye Nezareti'ne bağlı Deniz Tayyare Birliği'nde 2 Niyaport (eğitim), bir Curtis ve 8 Gotha olmak üzere toplam 11 uçak vardır.
1. Deniz Tayyare Bölüğü personeli
1. Deniz Tayyare Bölüğü personeli
Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde ilk zamanlarda düşman hava gücü, Türk hava gücünün 14 katıyken daha sonra 7 katına düşmüştür.

Çanakkale savaşlarında Türk hava gücü çok zor koşullarda kendisinden kat kat güçlü düşman hava güçleriyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu nedenle de zaman zaman akla hayale gelmeyecek yaratıcı çözümler bulunmuştur. Örneğin, uçaklardan atmak için yeterli bomba olmadığı zamanlarda Türkler, kendi bombalarını kendi olanaklarıyla üretmiştir. Şöyle ki:

Peksimet taşımak için kullanılan ahşap kutulara 100-150 adet uçak çivisi dolduruluyor ve bunlar uçakların yanlarına bağlanıyordu. Düşman üzerinden uçarken kutuların kapakları açılarak yüzlerce çivinin düşmesi sağlanıyordu. 

O günlerde kendi uçak bombalarını yapmayı başaran Türkler, silahsız keşif uçakların da kendi buluşlarıyla  silahlandırmıştır.

El yapımı uçak bombalarının yapımında İstanbul zanaatkarları arasından seçilen makine ustaları, bakırcılar, demirciler ve marangozların görev aldıkları, İstanbul şoförlerinin ise kısa bir kurstan geçirildikten sonra uçakların onarımında makinist olarak görevlendirildikleri belirtiliyor. Bu makinist ve ustalar Çanakkale Hava Savaşları'nda bir olmazı daha gerçekleştirmişler, Almanya'dan destek için gönderilen B-1 silahsız keşif uçaklarını kendi buluşlarıyla silahlandırmışlardır.


İlk kez Çanakkale Cephesi'nde havadaki bir Türk uçağı düşman uçağını makineli tüfek atışıyla düşürmeyi başarmıştır. Böylece Üsteğmen Ali Rıza Bey idaresindeki Albatros C 1 tipi uçakta Rasıt Teğmen İbrahim Orhan, bir düşman uçağını düşüren ilk Türk olarak tarihe geçmiştir.

Özellikle Çanakkale savaşları sırasında Türk uçakları keşif görevlerinde gayet başarılı olmuş, verdikleri raporlarla komutanların işini kolaylaştırmıştır. Örneğin Türk keşif uçakları 18 Mart 1919 sabahı deniz savaşı ve 24-25 Nisan 1915 ve 9-10 Ağustos 1915 kara savaşları öncesi düşmanın hareketlerini ve muhtemel amaçlarını belirleme başarısı göstermiştir.

Türk havacıları, çağımızın vazgeçilmez savaş gerekliliği olan elektronik karıştırmayı dünyada ilk kez Çanakkale savaşlarında başarmıştır. Şöyle ki:

1915'te İngiltere'nin "Queen Elizabeth" adlı savaş gemisi, bir Türk savaş uçağı yüzünden telsiz haberleşmesinde güçlük yaşadığını rapor etmiştir.

Çanakkale savaşları sırasında, müttefik kuvvetlerinin 40 civarındaki uçağı karşısında az sayıda Türk uçağı ve havacısı önemli başarılara imza atmıştır. Bu dönemde 1. Tayyare Bölüğü'nde 5'i pilot ve 10'u rasıt olmak üzere toplam 15 Türk havacı ve 23 Alman havacı görev yapmıştır. 

Deniz ve hava savaşları boyunca 6'sı hava savaşı, 16'sı ise yerden saçılan savunma ateşi sonucunda toplam 22 düşman uçağı düşürülmüştür. Ayrıca Türk havacılardan hiçbiri Çanakkale savaşları sırasında hayatını kaybetmemiştir.

O günlerde cepheye gönderilecek uçaklar, gidecekleri birliklere uçarak değil, yerden kara araçlarıyla taşınmaktadır. Hava istasyonunun sorunları ve yeterli pilot ile teknik ekip bulunmaması bunda etkilidir. Ancak bu nedenle 1-2 günde uçarak cepheye gidebilecek bir uçak, karadan 1-2 ayda ancak cepheye ulaşabilmektedir. Böylece uçağa en fazla ihtiyaç duyulan zamanlar yollarda harcanmış, uçak cepheye ulaştığı zaman ise çoğunlukla kanadı, gövdesi veya motoru taşıma esnasında hasar gördüğünden uçaktan uzun süre yararlanılamamıştır.

17 Mart 1917'de 2. Ordu Komutanı olarak Doğu Cephesi'ne atanan Atatürk, 21 Mart 1917 tarih ve 3817 numaralı şifre ile Osmanlı Ordusu Başkomutanlığı'ndan kendi ordusuna tahsis edilecek uçakların karadan değil, havadan uçarak gönderilmesini talep etmiştir.

Birinci Dünya Savaşı'nda, 2. Gazze Muharebesi'nde Türk uçakları çok başarılı olmuştur.

O günlerde Türklerin yeterli uçağa sahip olamamalarının nelere mal olduğunu, bir İngiliz pilotun 22 Eylül 1918 tarihli günlüğündeki şu satırlar çok iyi anlatıyor:

"Bomba, tüfek ve ölüm yağmuru... Yüzlerce Türk, oldukları yerlerde durarak sadece ölümü beklemekten başka bir şey yapamıyorlar! Az sonra uçağımla havalanıp kendilerini öldüreceğimden dolayı yüreğim sızlıyor..."

Kaynaklar

Akl-ı Kemal (Atatürk'ün Akıllı Projeleri), 4. Cilt, Sinan MEYDAN
https://www.hvkk.tsk.tr/tr-tr/Türk_Hava_Kuvvetleri/Hakkımızda/Tarihçe/1911-1918

Related Posts with Thumbnails Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...